Stockholm'de 4 Gün: Ne Yap / Nerede Ye / Nereyi Gör



2018 Şubat sonunda 4 günlüğüne çok merak ettiğimiz Stockholm'e gittik. İstanbul'dan İsveç'in başkenti Stockholm'e Pegasus'la direkt uçuş vardı. Yaklaşık 4 saatlik bir uçuş sonrası vardığımız bu şehir, belki de suç oranının en düşük olduğu şehirlerden biri olmasından, kasıntıdan uzak cool'luğu ve rahat, güvenli hissiyle aklımıza kazındı. Para birimi SEK(İsveç Kronu). Genelde Euro geçmiyordu. Şimdiden belirteyim: Oldukça pahalı bir şehir ama tek kötü özelliği bu, yemin ederim. Kuzey Avrupa'nın soğuğu ve kısa süren günlerine hazır gittik(üst alt içlikler, kar botları gibi...) fakat şansımıza hava 15-16-17 derecelerde seyretti ve gittiğimiz tarih dolayısıyla, bilmeden, alıştığımız saatlerde aydınlanıp kararan günlerde oradaydık. Eğer bu sizin için önemliyse önce araştırıp tarihleri ona göre ayarlamakta fayda var. Araştırmalarım ve cross-check'lerim sonunda en çok bahsi geçen yerleri toparladım. Her gün nerede ne yiyeceğimiz, aralarda nereleri göreceğimiz, nerede kahve içeceğimiz -alternatifleriyle- planlanmıştı. Bazıları güldürdü, bir kısmı düşündürdü, bir tanesi üzdü. Bizim 4 günümüzün listelerini başlıklara göre ayırdım. Siz istediğiniz gibi modüler parçaları birleştirin, gününüzü oluşturun:)

Tüm sübjektif yorumlarımla karşınızda:

Stockholm ye/iç/gez/gör listesi.


Kahvaltı & Café


Greasy Spoon


Stockholm'de kahvaltı, café arayınca en çok çıkan isimlerden biriydi. Tam Instagram kahvaltısı, mekanı, menüsü, tabakları. Pahalı. Lezzetli. Bir kere gitmeye değer ama gitmezseniz de bir şey kaybetmezsiniz. Pazar uçaktan inip, otele yerleşip kendimizi öğleden sonra buraya attığımızda kapısında bayağı kuyruk vardı. "Bar masasında otur, yeriz" diyince sıra beklememiz gerekmedi, yola bakan keyifli bir masada gayet rahat taburelerde yedik yemeğimizi, aklınızda olsun.






Fabrique


Bu Fabrique'ten adım başı var. Böyle pastane ürünleri ve kahve bulabileceğiniz, oldukça lezzetli, hızlı, kolay kahvaltı edilebilecek, üzmeyen bir yer. Fiyatlar da uygun. Az zamanınızın olduğu bir sabah veya yoğun gez/gör programınız olduğu bir gün burada kruvasan ve cappucino ile güzel bir kahvaltı edebilirsiniz.




Café Pascal


Kendisi benim favorim oldu. Self servis tepsinizi alıp masalara yerleşiyorsunuz. Enfesti. Çok lezzetli ve sağlıklı seçenekleri olan, temiz ve oturması da keyifli bir café'ydi. Fiyatlar Greasy Spoon gibi değil, daha normal. Öğle yemeğine gelen çalışan hanımlar, beyler de pek şıktı. Vallahi benim için bu o yerin güzel olduğunu gösterir, kimse kusura bakmasın. Hatta tam bu café'nin karton bardağının minimalliğine vurulup karton kahve bardağı koleksiyonuna başladım. Bu da böyle bir anım.



Cykel Café Le Monde

Ay burası çok güzeldi! Bisiklet sevdalıları direk buraya koşun. Her yer bisikletli, bisikletle ilgili bir şeyli. Çok ummadık bir yerde konumlanan çok güzel, sakin ama şık bir yer. Meşhurmuş. Açai bowl'lar, avokado tostlar... Biliyorsunuz, popüler şehirlerde bu ikiliyi 5 saniye tekrarlayınca Japon turist beliriyor. Üst katta ben, alt katta Japon kız tabağımızın fotoğrafını çekmelere doyamadık. Fiyatlar orta, lezzet şahaneydi. Son gün havaalanına gitmeden kahvaltı ettik burada, yeri de bir türlü bulamayıp biraz stres olduk ama içeri girince, kahvaltılar gelince... Hiç ama hiç pişman olmadık.







https://sprudge.com/changes-at-stockholms-drop-coffee-89740.html
İçerde oturmuştuk, ışık kötü olduğu için fotoğrafları silmişim, bu fotoğrafı internetten buldum.

Drop Coffee

Södermalm'de, lokal, kaliteli ufak bir café. Kendi kahvelerini yapıyorlar. Roastery'leri de vaar aynı zamanda ama o farklı bir yerde. Hani dolaştık, mağaza baktık, yürüdük. Biraz ısınıp bir kahve içelim derseniz uğrayabilirsiniz. Neden bütün blog'larda övülmüş bilmiyorum, extreme bir olayı yoktu. Ama belki de olayı buydu.




*Aa unutmadan sizi fika ile tanıştırayım: İsveççe kahve eşliğinde sohbet arası gibi bir anlama geliyor. Ama hani gıybet gibi değil. Kültürlerinin ciddi ciddi bir parçası. Hatta bazı iş yerleri belli saatlerde fika molası veriyormuş. Sonra gel de sevme şimdi bu ülke ve insanlarını...



Gez / Gör




Şimdi... Şu haritayı şuraya iliştireyim de gözünüzde konumlar canlansın. Bizim için önemli olan bölgeleri görebileceğiniz şekilde kestim. Gezip görmek, yürümek, dolaşmak isteyeceğiniz yerler bunlar. Tek tek uzun açıklamalarını yazmak yerine özetleyeceğim.

Sol üstten başlayıp aşağı iniyorum.

Vasastan : Zenginlerin yaşadığı elit, sakin muhit. Dolaşması güzel. Bir akşam şık restoranlardan birinde yemek yenilebilir, drink alınabilir.

Östermalm: Urban Outfitters'ı bulabileceğiniz, vitrinli, mağazalı muhit. Tabana kuvvet gezilsin.

Norrmalm: Keşmekeşleşen, şehirleşmenin başladığı marketli, mağazalı muhit. Alışveriş, bakınma yapılabilir.



Gamla Stan eski şehir demek, küçük bir merkez. Stockholm fotoğraflarındaki renkli evler, kısa, eski binalar burada. Gündüz gözüyle gezin. Ortası kalabalık, uzaklaştıkça sakinleşiyor. Ana caddesinde waffle'cılar, hatıra dükkanları var. Elinize kahvenizi alıp yürümelik, kendinizi akışa bırakmalık bir yer. Zaten kaybolmazsınız. Yani günlerinizden birinin bir-iki saatini burada dolanmaya ayırın derim.

Gamla Stan'dan sağa bakınca Djurgarden'ı gördünüz mü? Orası müze bölgesi. Müzelere ayrıca değineceğim.

Aşağıda kalan, sona bıraktığım yer de en sevdiğimiz Södermalm, hipster bölge, Karaköy'ün çok daha az kalabalık, sakin versiyonu. Az, öz tasarım butikler, keyifli café'ler mevcut. Buraya da keyif yapmalık, yürüyüp kahve içmelik zaman ayırın.


Metro, tramvay, otobüs, taksi. Her şeyi kullanabileceğiniz bir şehir burası. Sizi aşırı çok yürümeye, yorulmaya mahkum etmiyor ama hava çok soğuk değilse yürümek keyifli.


Şimdi konumları az çok anlayıp bölgelerin biraz hayal edebildiyseniz gezip görün dediğim nokta atışı yerlerle devam ediyorum.




Stockholms Stadsbibliotek - Stockholm Public Library

Buraya gitmeden fotoğraflarını kaydetmiştim. Bilen bilir, kitaplara ve kütüphanelere çok aşığım fakat bir kütüphaneye girip güzelliğinden ağladığım hiç olmamıştı. Bilmiyorum büyüleyiciliğini neye borçlu. Kocaman, yusyuvarlak bir kütüphane hayal edin ve tüm duvarlar, kat kat fotoğraftaki gibi kitaplarla dolu. Sessiz. Mutlaka ama mutlaka gidin. Normmalm'de, Greasy Spoon'a yürüme mesafesi.



Stockholm'de adını duyacağınız, gitmek isteyeceğiniz tüm müzeler(1 tanesi hariç) aynı yerde: Djürgarden. Ve oraya merkezden 20 dakika gibi keyifli bir tramvayla varabiliyorsunuz. Benim yine çapraz kontroller yapıp, ince eleyerek çıkardığım müzeler şunlar:


Vasamuseet herkesin söylediği, adını Stockholm dediğinizde mutlaka duyacağınız, en meşhur müze. Vasa 1628’de çıktığı ilk seferinde Stockholm’de alabora olup batan, deniz dibinde geçirdiği 333 yıldan sonra kurtarılan devasa bir savaş gemisi. Çok seveni var, kesin gidin. Büyük amatörlük yapıp son güne bıraktık ve sonra sis yüzünden iptal olan uçuşlar, saati değişip erkene alınanlar paniğiyle havaalanına erken gitmek zorunda kaldık ve Vasa'yı görememiş olduk... (O gün tam 5 buçuk saat rötar yedi uçağımız. Tşkrlr sis, tşk pgs)


Abba the Museum Senelerin müzik grubu Abba için yapılan interaktif bir müze. Bayağı grubun 5.si olup şarkı söyleyip dans edebiliyorsunuz. Ve müze ziyaretinizi kaydedebiliyorsunuz. Müzenin sitesinden 1 ay boyunca girip kaydınıza ulaşabiliyorsunuz. Değişik bir deneyim olabilir, özellikle de ABBA hayranlarındansanız.




Kanayan yaram Gröna Lund.

LUNAPARK! Hem de bir sürü roller coaster var. Çok güzelmiş, yorumlarda öyle okudum. Gitmeyi çok istiyorduk fakat mevsim dolayısıyla kapalıydı. Bir daha gidersem vallahi de onun tarihlerini kontrol ederim.





Bizim bu bölgede tek gittiğimiz ve iyi ki dediğimiz müthiş müzeyse... Skansen

Skansen bir açık hava müzesi. Dünya'nın en eski açık hava müzesiymiş. Kocaman bir alan. Haritayla geziyorsunuz zaten. İsveç'in farklı bölgelerinden evleri, tarihi eski çiftlikleri, derslikleri, makinecileri, terzileri, aklınıza ne gelirse her şeyi yapmışlar ve bazılarının içlerine girebiliyorsunuz, hepsine camdan bakabiliyorsunuz. Çok büyüleyici ve içine alan bir yer.

Sık sık oturacak yerler, çay, kahve alabileceğiniz cafémtrak noktalar var.



Bayağı dere tepe yürüyorsunuz bu arada. Bu yapılar dediğim gibi çok geniş bir alana yayılı ve aralar hep ağaç, orman, yeşillik. Tertemiz bir hava. Bu da yetmezmiş gibi hayvanat bahçesi var içinde. Bir sürü farklı türde hayvan var.








Bizim gittiğimiz mevsimde kış uykusunda olanlar vardı, ayıları göremedik diye Tufan çok üzüldü. Ama inanılmaz kurtlar gördü, adını bilmediğim farklı memeliler, Ren geyikleri, neler gördük neler. Çok keyifliydi, bence bir yarım gün rahat rahat ayırın çünkü daha bitmedi. Oralardan yürüye yürüye tepeye çıktık (dik yokuş yürümüyorsunuz, meraklanmayın.)









Karşımıza buz pisti çıkmasın mı?

Etrafında da piknik masaları, yanan ateşler. Ve şişte sosis, sandviç ekmeği, içecek satan küçük büfecik. Önce ben biraz paten kaydım sonra aldık sosisleri, ateşte pişirdik, afiyetle yedik. Nasıl eğlenceli bir deneyimdi anlatamam.

Yine gitmeyi çok istiyorum.








Diğer gitmenizi tavsiye edeceğim müze ise Stockholms Medeltidsmuseum. Bu o müzeler bölgesinde değil, şehrin içinde. Daha küçük ama Viking dönemine ait yapılar, balmumu insanlar, dönemsel öğeler var. Müze gezmeyi hiç sevmem ama burası gerçekten ilgi çekiciydi.


2 park önerim var. Birini duydum ama gidemedik. Belki siz gidersiniz: Tantolunden








Diğeriyse gidip çok sevdiğimiz, ortasında kışın buz pateni yeri olan böyle şehir içi bahçemsi Küngstradgarden. Hatta mevsiminde denk gelirseniz Cherry Blossom ağaçları çiçekleniyor, pembe bir rüya gibi oluyormuş.










Ve sırada asla asla tavsiye etmeyeceğim, sizi kimsenin bu konuda uyarmayacağı, aman kesin gidin diye her blog'da adı geçen en kötü deneyimimiz: Fotografiska. Gereksiz pahalı olup içinde de bizce hiçbir şey sunmayan bir yer. Yani çok seveceğimiz bir sanatçının anlamlı bir sergisi olsa koşarak gideriz oradaysak da; işte bilmeden gidince... MUTLAKA gitmeden önce o sırada neyin/kimin sergisi var araştırın. Bunu nasıl blog'larda yazmazlar anlamıyorum. Dev hüsrana uğradık. Sanatçılar eminim kendi içlerinde meşhur ve saygı gören kimselerdir sergileri olduğuna göre ama gerçekten çok çok az fotoğraf vardı ve açıkçası bence anlamsızlardı (lütfensanatduyarıyemeyimamin) Giriş ücretinin karşılığı bu kadar basit ve az olmamalıydı... Biz Contemporary İstanbul gibi bir şey bekleyerek gittik o kadar övgüye. Bir de yol çalışması var diye bir sürü çirkin yerden yürüdük oraya varacağız diye. Belki sizin aşırı beğeneceğiniz birilerinin eserleri olur, "3 tane fotoğrafını bile görsem değer, gitmeliyim" dersiniz bilemem ama biz random, hiç tanımadığımız birinin sergisine denk gelip hiç tatmin olmadan döndük.


Hadi keyifli kısma, yemeğe geçelim!



Flippin' Burgers


Tabi ki bir burgerci önereceğim. İlk akşam yemeğimizdi. Yeri Greasy Spoon ve kütüphaneye çok yakın. Bayağı iyi yorumlar okumuştum. Kalabalıktı ve bar masası taktiğimiz yine işe yaradı. Patatesler de hamburger de bence çok güzeldi. Böyle nasıl desem, İstanbul'dansanız, Akali Burger ayarında. Bence bir öğle ya da akşam mutlaka deneyin.




Bla Nörren


Baştan söyleyeyim: Ben Ikea'da yemek sevmem, İsveç köfte hiç sevmem. Burayı Fotografiska fiyaskosu sonrası öğle acıkması için ziyaret ettik. Adını Cansu Akın'ın vlog'unda ve birkaç blog'da duymuştum. Bayağı lokal, swedish yemekleri olan bir yer. Tufan'ın yediği şeyi hatırlamıyoruz, sosisli bir şeydi, ben de ayıp olmasın? gelmişken yiyeyim diye İsveç köfte istedim. Bakın, lezzetsiz demiyorum, ikisi de bayağı lezzetliydi hatta. Ama bize hitap etmedi. Yine de karnımızı doyurduk ve bayağı da tok kaldık. Siz Ikea İsveç köfte sevenlerdenseniz burayı direk not edin. Balık vs. seçenekleri de vardı. Temiz, güzel bir restorandı.





Bar Nombre


Ah burası o kadar güzeldi ki! Tufan Tripadvisor'dan bulmuştu, 1. sıradaydı. Cadde üzerinde ama sanki daha bilenin gittiği, gizli şık bir yer. Uyarı: Aşırı aç gitmeyin. Çok orijinal, birkaç aperatif atıştırmalıkları var ama doyurmuyor. Kokteyller çok güzel. Fonda güzel müzik çalıyor, garsonlar çok sempatik. Bayağı sohbet edip takılıyorlar sizle ama antipatik bir şekilde değil. Çok keyifli ve dingin bir akşam geçirmiştik.




Ve bir diğer karanlıktan dolayı fotoğraflayamadığım akşam yemeğimiz, benim net favorim:

Corvina Enoteca. Yeri merkezi. Hemen Gamla Stan'da, gündüz önünden kesin yürümüşsünüzdür. Yapabiliyorsanız rezervasyonlu gidin. Kalabalık ve popüler bir yer. Ambiyansı harika, az ışık, kaliteli insanlar, lokal hissettiren şık ortamı... Efsane şaraplar, efsane makarnalar, risotto'lar... O aradığınız, "Bir akşam güzel bir akşam yemeğine gidelim, şarap içelim" yeri burası. Rica ederim.


Arkadaşlar; toplanın! Önemli: Bizim ritüelimiz her yurtdışı dönüşü havaalanında McDonalds yemek. Çünkü ben dönüş günleri hep ağlıyorum(şaka değil) Ağlayarak hatırlamayım, hafızama mutlu bir anı koyayım dönüşle ilgili diye bulduğum bir çözüm bu.

Bu defa havaalanına gittik ama Mc yoktu. Tam yine ağlamaya hazırlanıyordum ki havalaanında çalışan biri "Max var asıl o efsane, orada yiyin." demez mi? Mecbur gittik bir şeyler aldık. AMAN YARABBİM! Yüce TANRIM! Çok net söylüyorum: Hayatımda yediğim EN İYİ patates kızartmasıydı ve en iyi 3 hamburgerden biriydi. Bence mutlaka acıktığınız bir gün öğlen falan Max patlatın, şehirde de var. Böyle olduğunu bilsem kesin bir kez daha yemiş olurdum.


Ve bir gece önerisiyle sonlandıralım...


tripadvisordan çaldım fotoğrafı

Kalbimizi orada bıraktık. Gamla Stan'da meşhur bir Jazz bar: Stampen. Bunu da son akşama bırakmasaydık muhtemelen her gece orada olurduk. Jazz bar ama her gece jazz yok. Giriş ücreti var ama cüzi bir şeydi ve bira dahildi sanırım. Tam bir lokal pub, bar. Ve şansımıza yemin ederim keşfedilmemiş Ed Sheeran ve Florence + The Machine gibi birileri çıktı. Sesleri nasıl duruydu... Şarkıların birini bile bilmiyorduk, bilmemeyi bırakın, çoğu İngilizce bile değildi ama acayip keyifle dinledik. O lokalliğin içine kendimizi bırakıp, elimizde craft biramızla ne güzel bir gece yaşadık anlatamam. MUTLAKA bir gecenizi buraya ayırın.


Uzun zamandır en özenerek yazdığım, en keyif aldığım post oldu. Stockholm'e kesinlikle tekrar gideceğiz. Bu sadece ilk gidiş önerileriydi, daha bir bu kadar yer var not ettiğimiz ama gidemediğimiz. Umarım gider, sever ve güzel zaman geçirirsiniz! Eğer giderseniz yorumlarınızı bekliyorum ve sizin önerileriniz varsa da mutlaka yazın.


İyi tatiller!




620 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör